12 Mart 2016 Cumartesi

                                      MUTLU İNSANLAR ÜLKESİYİZ


Son yıllarda ülkemizde, anketler yapan araştırma kurumları hayli arttı. Merak ettiğimiz pek çok konuda değişik araştırmalar yapılıyor, toplumumuz bilgilendiriliyor, aydınlatılıyor. Özellikle seçim öncesi yapılan anket çalışmaları bunun en somut örneği olmuştu. Son seçimden önce yapılan anketlerde bütün araştırma kuruluşları AKP nin, %40-%45 aralığında oy alacağı sonucunu bulmuşlardı. Buna karşın AKP, neden ve nasıl olduğunu kimselerin doğru, dürüst açıklayamadığı bir başarı örneği sergileyerek %49.5 oy aldı ve TBMM de çoğunluğu rahat bir şekilde sağladı. Yine bu kamuoyu araştırmalarından öğrendiğimize göre bunca olumsuzluklara, bunca felaketlere rağmen yeni bir seçim yapılsa iktidar partisi, Anayasayı tek başına değiştirecek çoğunluğu bulabilecekmiş. Necip milletimiz hırpalanmayı, yoksulluğu, evlatlarının cenaze namazlarında yetkili erkanla birlikte saf tutmayı, onların uyutma nutuklarını huşu içinde dinlemeyi, -padişahım çok yaşa- kabilinden tezahürat yaparak onları izlemeyi çok seviyor. O nedenle bu sonuçlara şaşırmamak gerek.

Ben bu yazıda başka bir araştırma sonuçlarından söz etmek istiyorum. Son günlerde TÜİK’in (Türkiye İstatistik Kurumu)  yaptığı bir araştırmaya göre mutlu insanlar ülkesi olduğumuz ortaya çıkmış. İnsanları mutlu yaşayan ülkeler içinde bayağı üst sıralarda yer alıyormuşuz. Ayrıca, memleketimizde yaşayan mutlu insanların sayısı giderek artıyormuş. Bir yıl önce yapılan anket sonucuna göre ülkemizdeki mutlu insanların oranı % 53, 3 iken bu son yapılan anket sonucuna göre %56,6 olmuş. Koskoca devlet kurumu olan TÜİK nun her halde doğru söylemediği iddiasında bulunacak değiliz. Böyle devam ederse birkaç sene içinde bütün bir millet olarak mutluluktan kanatlanıp uçuşa geçmiş tek ülkesi olacağız yeryüzünün.  

Kendi adıma ben çok mutluyum. “Neden?” derseniz, bu çok açık. Çevremizde olup biten her olaydan zevk alıyor, huzur duyuyoruz. Örneğin ülkemizin büyük kentlerinde patlatılan bombalar, bu patlamaların sonucu ölen onlarca, yüzlerce insanımız, bunlar için yetkililerin attığı nutuklar nasıl mutlu ediyor beni bilemezsiniz. Güneydoğu illerimizden her gün gelen şehit haberleri, akşam haberlerinde huşu içinde izlediğim cenaze törenleri, yüksek erkanın hiç sektirmediği cenaze namazları ve kortejleri, şehit ailelerinin feryatları sizi de mutlu etmiyor mu?

Çaresizlik içinde ülkemize sığınmış, neredeyse Türkiye’nin bütün kentlerine, kasabalarına yayılmış sevgili misafirlerimiz Suriyeli mültecilerin sefil yaşamlarını, kapağı Avrupa’ya atabilmek için binlercesi Egenin soğuk sularına gömülen, çocuklarının cesetleri sahillere vuran o masum insanların dramlarını izledikçe mutluluktan zil takıp oynayasım geliyor.

Ülkemizin ekonomisi deseniz dünyayı kıskandıracak gelişmeler gösteriyor. Kapanan şirket sayısı açılan şirket sayısını yakalamış nerdeyse. İcra daireleri yığılan icra olayları yüzünden çalışamaz hale gelmiş, havlu atmak üzere. Karşılıksız çekler, takibe düşmüş kredi kartı borçları milyonlarla ifade ediliyor. Evel Allah,yatırımlarımız 4 yıldan bu yana hiç artmamış, hatta bir miktar azalmış. Sayın maliye bakanımız, bir İngiliz dergisi ile yaptığı söyleşide ekonomimizin iyi gitmediğini söylemiş. “Yabancı yatırımcı, ülkemizdeki istikrarı yeterli bulmadığı için yatırım yapmak istemiyor.” Demiş. Öyle sanıyorum, benim gibi ülkemiz insanını mutlu eden haberlerden bazıları da bunlar olmalı.

Ülkemize gelen turist sayısında küçümsenemeyecek boyutlarda düşüş olmuş. Türkiye’nin her yöresinde turistik rezervasyon iptalleri çığ gibi artıyormuş. Bütün turistik otel çalışanları artık bol, bol dinleneceklermiş. Eğer işten de çıkarılırlarsa bundan daha büyük mutluluk kaynağı olabilir mi?

Dağılan ailelerin sayısı, tecavüz olayları, kadın cinayetleri, giderek artan gasp ve hırsızlık olayları, çevre duyarlılığı ve birbirimize karşılıklı sevgi, saygı, hoşgörü bu kadar artmışken nasıl mutlu olmayalım ki? Ülkede depresyon ilacı kullanımı geçtiğimiz yıl 600 bin kutuya yükselmiş. Uyuşturucu bağımlılığı yaşı 10 a kadar düşmüş. Farklı siyasi görüşe sahip aileler ayrı kahvelere gidiyor, aynı dükkandan alışveriş etmiyor, birbirleriden kız alıp vermiyorlar. Bütün bunlar hala bazılarını mutlu etmiyorsa bu da onların bileceği bir iş. 

Eğitim sistemimiz dünyada mevcut en verimli, en başarılı ve çağdaş bir yapıya kavuştu. insanlarımızın bir numaralı gereksinimi olan din eğitimi, eğitim sistemimizin ana ekseni haline getirilerek dünya bilimine katkılar sunma, dünya çapında bilim adamı yetiştirme olanağı yaratıldı. Her il ve ilçeye açılan imam hatip liseleri sayesinde bilim dünyasında ön saflarda yer almış bir ülke konumuna gelmek üzereyiz. Yakın bir gelecekte, başta bilim alanı olmak üzere pek çok alanda Nobel ödüllerini biz toplayacağız. Böyle bir tablo karşısında mutlu olmayın da görelim bakalım.

Dün Kent Meydanında belediye zabıtaları bir işportacıyı köşeye kıstırmış, Allah yarattı demeyip kıyasıya dövüyorlardı. Kimse zavallı delikanlıya yardım etmek için kılını kıpırdatmadı. Pestili çıkmış vaziyetteki gencin yanına gittim. Yardım etmek istedim. Gülümseyerek teşekkür etti. “Ben halimden şikayetçi falan değilim. Kimsenin yardımına ihtiyacım yok. Bu sık, sık olur. Alıştım. Hoşuma bile gidiyor. Bundan çok mutluyum” dedi. Hiç şaşırmadım, oradan uzaklaştım. 

Saydıklarım dışında ülkemizde insanlarımızı mutlu eden o kadar çok neden var ki say, say bitmez. Her akşam oturup haber izlerken keyfimden şıkır, şıkır oynamaktan kendimi alamıyorum. Bu yüzden zabıtalardan sopa yiyen genci çok iyi anlıyorum. Mutlu bir ülkenin mutlu bir bireyi olmak ne güzel. Bizlere bu mutluluğu bahşeden yöneticilerimize şükranlarımı sunuyorum. Mutlu ülkemin mutlu insanları, sizlere daha çok mutluluklar diliyorum. Sağlıklı ve mutlu kalın. 

11 Mart 2016 Cuma

SEVMEK NE GÜZEL DUYDUDUR


Sevmeyi bilen birine
Sevmek ne güzel duygudur
Bir şey konamaz yerine
Sevmek ne güzel duygudur
Yaşamanın gücü budur

Samanlıklar seyran olur
Her yer, her şe güzel gelir
yaratılanlar sevilir
Sevmek ne güzel duygudur
Yaşamın ilacı budur

Kalpler bir potada erir
Kaygılar yok olur bir, bir
Ağlamak bile haz verir
Sevmek ne güzel duygudur
Yaşamın hasreti budur

Mis gibi kokar çiçekler
Çiçeğe uçar böcekler
Seven umut eder, bekler
Sevmek ne güzel duygudur
Yaşamın hikmeti budur

Dereler çağlayıp coşar
Sevgiler kalplerden taşar
Sevenler umutla yaşar
Sevmek ne güzel duygudur
Yaşamın kilidi budur


Dillenir yaylalar, dağlar
Derelerden sevgi çağlar
Yıldızlar bir başka parlar
Sevmek ne güzel duygudur
Yaşamanın dili budur

Sevgidir sevenin düşü
Bir güle benzer gülüşü
İlkbahardır yazı, kışı
Sevmek ne güzel duygudur
Yaşamanın sırrı budur





27 Şubat 2016 Cumartesi

KİMSEYE SATAMADIM              


Geri geldim ela gözlüm, sözümü tutamadım
Sana olan hasretimi içimden atamadım
Gönlüm yorgun, gönlüm mahzun dolandım şu alemi
Kalbimdeki acıları kimseye satamadım


Ant içtim, yemin ettim unutmak için seni
El koydum düşlerime, sildim hayallerini
Gözüm, gönlüm karardı, sardı geceler beni
Yataklar diken oldu, uzanıp yatamadım
GÜZEL DATÇA                   


Güzel Datça, şirin Datça
Bir inci’sin Akdeniz’de
Olsak bile uzaklarda
Yerin başka kalbimizde


Gönüller sevgiyle coşar
Duygular sel olur, taşar
İnsanların mutlu yaşar
Hem karanda, hem denizde


Adaçayın bademin var
Yamaçların kekik kokar
Birbirinden güzel koylar
Dillenir şarkıda, sazda


Okaliptüs ağaçları
Begonviller pembe, sarı
Yemyeşildir ilkbaharı
Sevgi çiçeklenir güzde


Senden ayrı kalmak olmaz
Sensiz gönüller onulmaz
Yıllar geçse unutulmaz
Bir yerin var gönlümüzde


19 Şubat 2016 Cuma

MUTLULUK                 -4-


Gözlerinden süzülen sevdayı içti gönül
Ürkek dudaklarını öptü de coştu gönül
Gülümseyerek baktın, sevdiğini söyledin
O anda kanat takıp göklere uçtu gönül


Sevmek de, sevilmek de ne ilahi bir duygu
İki tende birleşen bir ibadetin ruhu
Yoksa Cennet bu mudur, Rabb'ın bize sunduğu
Kuşku duymam o zaman, cennete düştü gönül


RUHUM KARARDI          -84-


Bir rüya gördüm seherde
Gönlümü ateşler sardı
Seni kaybettiğim yerde
Güller açmadan sarardı


Yolları duman bürüdü
Akan pınarlar kurudu
Dertler üstüme yürüdü
Yüreğimi acı sardı


Sana bir gönül borcum var
Pişmanlığım neye yarar
Geçmiyor haftalar, aylar
Sen yoksun, içim karardı




AŞKIN KANUNU         -45-


Aşka karşı durulmaz
O bir alev topudur
Kalplerde uzun kalmaz
Yakar geçer, kavurur


Asla bakmaz yaşına
Takar seni peşine
Taşlar yağsa başına
Dersin, “Yaz yağmurudur.”


Geçmez günler, haftalar
Seni çöllere sallar
Kaçar, gider uykular
Geceler kabus olur


Sevda düşerse başa
Baharın döner kışa
Sığınırsın ateşe
Aşkın kanunu budur